“Bu kadınlara haddini bildiriniz!”

Gündemde bir sürü kolpa olay var yine ve o kolpa olaylar yüzünden üzerinde düşünülmeye değer konular boğuluveriyor. Başörtülü vekil mevzusu onlardan biri. “Başörtülü Milletvekili İstiyoruz İnisiyatifi” çerçevesinde bir araya gelen kadınların taleplerini: “Başörtülü aday yoksa oy da yok!” diyerek duyurmasıyla bu tartışma başladı.

Merve Kavakçı’ya “haddini bildirmesi”nin üzerinden bayağı bir vakit geçti. Devlet babamızın “makbul kadın” tanımını zorlayan Kavakçı, 2 Mayıs 1999′da aç aç cümbüşünü andıran soytarılıklarla “milletimizin aydınlık yüzü” tarafından linç edilirken “sahne”ye çıkan Bülent Ecevit şöyle diyordu: “Burada[TBMM'de] görev yapanlar, devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir.” Türkiye’nin ilk başörtülü milletvekili, Amerikan vatandaşı olduğunu bildirmediği bahanesiyle vatandaşlıktan atıldı.

3 Mayıs 1999, Milliyet manşeti

Başörtüsü, babaannelerden torunlarına geçerken sadece şeklen değil, anlam olarak da önemli bir değişikliğe uğradı. Bu değişikliğin sonucunda da başörtülü kadınlar çift taraflı bir mücadeye giriştiler ve aslında sadece “varolmaları” veya “görünür olmaları” yüzünden birbirinden çooook uzak görünen iki kesimi hazırlıksız yakaladılar, zor durumda bıraktılar.

İşin devlet yanını, Merve Kavakçı örneğinde çok net bir şekilde gördük. 2 Mayıs 1999 günü devletin ağzı olan Ecevit mealen “evinizde falan takın başörtünüzü bir şey diyor muyuz, ama kamusal alan yasak!” diyerek meselenin özünü güzelce ifade etti. Devlet ‘makbul kadın’ın özelliklerini belirlemişti. Makbul olmayan kadın evinde oturduğu sürece en iyi ihtimalle tolere edilirdi. Ama evinden çıkıp okumaya, çalışmaya veya siyaset yapmya çalışırsa “haddi bildirilmesi” gerekiyordu. Mazallah rejim tehlikeye girebilirdi. Devlet, devletliler ve devlet sevicileri üniversitelerde başörtüsü yasağını hızla uyguladılar, Merve Kavakçı’yı linç ettiler ve Çankaya Köşkü’nde bir “türbanlı”nın oturmasına tahammül edemeyeceklerini bangır bangır duyurdular.

Karşı tarafta ise işler daha da karışıktı. Babaannelere alışkın olanlar, torunları da onlarla “aynı” olmaya zorladı. İşlerin değiştiğini az çok farkedenler bile “mahrem” ve “kadın” algılarındaki çelişkiler yüzünden tutarlı olamadılar. Kadınlar yapabilirlerse yurt dışında, olmadı Türkiye’de türlü aşağılanmalara katlanarak okuyabilseler bile “islami” denilen kesimler tarafından çalışmalarına karşı çıkılıyor, iş verilmiyor, çalışsalar bile düzenli olarak ayrımcılığa uğruyorlardı.

Daha önce blogda yazmıştım galiba. Geçtiğimiz yıllarda Şerif Mardin “İmam kazandı, öğretmen kaybetti” diye özetlenebilecek bir tartışma başlatmıştı. Bu tartışmayı belkemiğinden kavrayan Nilüfer Göle ise olanı biteni (mealen) şöyle açıklamıştı: “Sorun imamın kızının -başörtüsüyle- öğretmen olmak istemsiyle başlıyor. Öğretmen olmak istemesi imama, bu işi başörtüsüyle yapmak istemesi öğretmene dokunuyor.”

Bugün başörtülü vekil istiyen kadınlara, Kılıçdaroğlu’nun (-Ecevit’le aynı kafayla) karşı çıkması ve Erdoğan’ın ( aslında tüm AKP’nin) tepkisiz kalması bize bu tarafların hem “kadın” meselesine, hem başörtüsü sorununa nasıl iki yüzlü yaklaştığını gösteriyor. Kadın kotası diye bik bik ötenlerin başörtüsü bağlayanları kadından saymadıkları açık. Başörtüsünün siyasi rantını afiyetle sömürenlerin ise iş bu kadınların taleplerine geldiğinde prensipli bir duruş sergilemek yerine konjonktür üzerinden kıvraklığın kralını gösterdiği de açık.

Eh, açık olan bir şey daha var: bu iki yüzlü tutumla kimse uzun vadede kazanamayacak. Partiler 12 Haziran seçimini, başörtülü vekil talebini görmezden gelerek atlatsa ne olur ki? En kötü ihtimalle bir sonraki seçimde köşeye sıkışacaklar zaten.

O vakit gelince, had bildirenlerin eşşek dersi suratları ne hale gelecek, onu da göreceğiz.

(Görsel: Milliyet’in 3 Mayıs 1999 manşeti)

This entry was posted in Gündem. Bookmark the permalink.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s