Yine Yeniçeri Meselesi(*)

Yanlışın Yanlışının Yanlışı

Türkiye’nin son on yılı sivil-asker çatışmasıyla ve askerin aheste aheste siyaset alanının dışına itilmesiyle geçti. Bu sürecin tarafları da kendi politik hedeflerinin meşruiyetini artırmak için bolca tarihi referans kullandılar. Tarihin hem talihi, hem laneti bu sanırım. Tarihin ve tarihçiliğin popülaritesini korumasında siyaset alanına sunduğu bu tür hizmetlerin büyük payı var. Ama işi sadece ‘hizmet’ sunmaya endeksleyenler sayesinde tarih diye ortaya atılanın tarihle pek bir alakası kalmıyor.

Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne’nin vesayet rejimi/sivilleşme meselesine bakışı güzel bir örnek. Her fırsatta Yeniçeri Ocağı’nı hatırlatan Türköne, ‘Vaka-i Hayriye’ ve ‘Nizam-ı Cedid’ gibi anahtar kavramlarla günümüzün vesayet tartışmaları arasında paralellik kuruyor ve belli ki Ocakla günümüz TSK’sını eşleştirmekte sıkıntı görmüyor. 28 Ağustos 2011 tarihli yazısında Es’ad Efendi’nin Üss-i Zafer’inden bahis açarak bu eşleştirmeyi -Işık Koşaner’in malum ses kaydı vesilesiyle- yeniden kuruyor.

Üç Temel Sıkıntı

Türköne’nin Es’ad Efendi’yi referans alması manidar. Belli ki Üss-i Zafer’de anlatılanları kritik etme ihtiyacı duymamış. Bu sadece Türköne’yle alakası olmayan –ama onu da kapsayan- bir sorunun sonucu. (1) Türkiye’de resmi anlatıyı tekrar etmek tarih hakkında konuşanların bolca rağbet ettiği bir iş. Merkezi otoritenin/devletin en doğrusunu bildiğini ve en iyisini yapacağını varsayıp onun yoluna çıkan ‘ayak takımı’nın fenalıklarından bahsetmek hem kullanışlı, hem kolay. Es’ad Efendi gibi Ocak’ın kaldırılışında doğrudan vazife almış bir devlet memurunun, devletin her eylemini haklı göstermek için çalışacağı açıkken, Üss-i Zafer’in (-ve aynı kategorideki diğer metinlerin) üzerinde düşünülmeden tekrar edilmesi argüman zayıflatmaktan başka bir işe yaramaz. Es’ad Efendi birçok noktada çarpıtma ve abartı yapmış olabilir, bazı meseleleri ‘bahsetmeye değmez’ bulmuş olabilir. En nihayetinde kendi –merkezi otoriteye göbekten bağlı- anlayışıyla olayları anlatmıştır. Devlet merkezli anlatıyı temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp ortaya atmak yerine, devlet dışındaki diğer aktörlerin durumuna, konjonktüre, neyin değişip neyin değişmediğine bir bakmak gerekir.

İlkiyle bağlantılı ikinci sorun da(2) yeniden keşfedilen Osmanlı’nın dindar çevrenin dikkat çekici bir kısmı tarafından sahiplenilmesi ve kimliğin belirleyici unsurlarından biri haline gelmesi. Tabii burada  “Osmanlı” diyerek bütün karmaşıklığıyla ve cümbüşüyle topyekûn bir sistemden ziyade ‘hanedan’ merkezli bir tür İslami altın çağ tahayyülünden bahsediyorum. Bu tahayyül, merkez odaklı düşünmeyi –dolayısıyla çevreyi göz ardı etmeyi- kolaylaştıran en önemli etmenlerden biri. Yeniçeri örneğinde Bektaşî Yeniçerilerin karşısında Sunnî İslamın gözbebeği, Halife Padişahın olması da bu düşünüşü iyiden kuvvetlendiriyor.

Son olarak bu ikisiyle çakışan (3) genel bir basite indirgemecilikten bahsetmek mümkün. Yeniçeri de sorunlu bir ordu, TSK da sorunlu bir ordu; II. Mahmut da ordunun siyasete karışmasını engelliyor, Recep Tayyip Erdoğan da ordunun siyasete karışmasını engelliyor vs. şekliyle düşününce Türköne’nin mevzubahis paralelliği kurmasında garip bir taraf yok. Ancak bu tarz düşünüş konteksleri hiçe saymakla mümkün oluyor. Yani (örneğin) Erdoğan’ın demokratik kurumların işlemesiyle başbakan olduğunu ve yine aynı kurumlar vesilesiyle muhalefetin de örgütlenebildiğini; Mahmut’un padişahlığının ise klasik bir monarşi sonucu olduğunu ve toplumsal muhalefetin de buna uygun şekilde ifade edildiğini göz ardı etmek gerekiyor. Böylece ikisinin iktidarlarının meşruiyeti eşitlenmiş oluyor. Veya daha basit bir örnek vermek gerekirse; Yeniçeri’nin kahvehanede, TSK subaylarının orduevlerinde ve lojmanlarda vakit geçirdiğini unutup, bu ikisinin içlerinde yaşadıkları toplumla aynı seviyede ilişki/bağlantı kurduğu varsayılıyor.

Yeniçeri AKP

Bugünün kavramlarnı geçmişe taşımak, güncel aktörleri tarihsel karakterlerle özdeşleştirmek “teşbihte hata olmaz” klişesine sığınmak suretiyle sık sık yapılan bir iş. Teşbihte hata olur. Teşbih yapmak iddiasıyla yola çıkanlar da nüans dediğimiz şeyi katlederler. Ama illaki bir benzetme yapılması gerekiyorsa(-ki propaganda için, pardon ‘cahil halkın anlaması için’ yapılıyor bunlar) AKP’nin Osmanlı merkezinden ziyade Yeniçerileri andırdığını söylemek çok daha makul olurdu. Aralarında sürüyle benzerlik var. (1) İkisi de propaganda araçlarını gayet etkin olarak kullanabiliyorlar, (2) ikisinin de iktisadi tabanı orta ölçekli tüccarlara dayanyor, (3) ikisi de merkezî devletin keyfi uygulamalarına ve tam hakimiyetine karşı direnip, ilişkiyi tersine çevirmeye çalışıyorlar, (4) AKP vesayet rejimini geriletebilmek adına Avrupa Birliği’ni referans alan yasal değişiklikler yapıyor, Yeniçeriler de aynı şey için Esma Sultanı tahta geçirmek gibi meseleleri tartışıyor, (hatta küçük bir grup ‘cumhur hükümeti’nden bahsediyor), (5) AKP devletin saldırılarına karşı demokrasi/temel haklar söylemini kullanıyor, Yeniçeriler aynı durumda şeriat/temel hakları söylemini kullanıyor(AKP’nin ne kadar hak savunucusu, ne kadar demokrat olduğu meselesinden bahsetmiyorum burda. AKP işine geldiği kadar demokrat, aynı Yeniçerilerin işlerine geldiği kadar şeriatçı olması gibi.) vs. vs. diye gider bu.

Benim kurduğum bu paralellik de elbette yanlış, ama Türköne’nin basitlikte sınır tanımıyan tespitlerine göre temellendirilmeye çok daha müsait. Türköne’nin yaptığı yukarıda da dediğim gibi, bir propaganda çalışması. “Osmanlı padişahı ve İslam’ın halifesi olan kişiye zırt pırt isyan eden Yeniçeriler’le, İslami kesimleri ihya eden Recep Tayyip Erdoğan’a entrikalar kuran TSK birbirlerinin aynıdır” diye özetleyebiliriz zihniyeti.

Bu kof söylemlerin ne kadar ciddiye alındığını bilemeyeceğim. Alınmasa daha iyi olur. Benden söylemesi.

(*) Yazının dörtte üçünü 28 Ağustos’ta yazmışım, sonra unutmuşum. Az önce it oynamış yonca tarlasına dönmüş masaüstümü temizlerken rastladım, tamamlayıp bloga koydum.

 

This entry was posted in Medya, Tarih. Bookmark the permalink.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s