“Sisi Hanımın trans-atlantik olduğunu bilmiyordum.”
Mehmet Mail Büyükerman
Mail Büyükerman, nam-ı diğer Clark Gable; 21. Dönem DSP Eskişehir Milletvekili. Avukat, yazar, politikacı, cumhurbaşkanı adayı ve hayırsever.
1928 yılında Gebze’de doğdu. Babası bir dönem demiryollarında çalışıyordu, annesi ev hanımıydı. Evlatları Mail, onların gururu olmuştu. Kökenleri saraya dayanan bu aile, evlerine bir güneş gibi doğan evlatlarını sevgiyle bağırlarına basmışlar, gelişimine ve eğitimine büyük ihtimam göstermişlerdi. Parlak zekaya sahip, ahlaklı ve gururlu bir çocuk olan küçük Mail 10 yaşında Ulu Önder Atatürk’le tanışma şerefine nail olmuştur. 21 Ocak 1938′de binbaşı kıyafetlerine bürünmüş küçül Mail, gelecekte koltuğuna oturmak için aday olacağı Mustafa Kemal Atatürk’ün dikkatini çekmeyi başarmış, ve onunla sohbet etmek lütfuna kavuşmuştur. Burada Gazi Paşa’nın fevkalade nuru, Mail Büyükermana’a sinmiştir.
Öğrencilik hayatını maddi imkansızlıklarla boğuşmasına rağmen mükemmel bir vaziyette sürdürmüş, Eskişehir Atatürk Lisesi’nden mezun olup, İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’nin yolunu tutmuştur. Burada, bir taraftan üniversite eğitimini sürdürürken, bir taraftan da çeşitli işlerde çalışmış, masraflarını kendi karşılamıştır. Özellikle kütüphane memurluğu, hayatının bir diğer dönüm doktası olmuş, zaten kitaplarla arası iyi olan bu genç adamın engin bir bilgi deryasına balıklama atlamasına vesile olmuştur. Daha sonra tarih, felsefe ve sosyal konularda sekiz kitap yazacak olan Büyükerman fakülteden mezun olunca bir süre daha İstanbul’da kalmış, sonra Eskişehir’e dönüp burada avukatlık yapmaya başlamıştır. Asla halktan kopmamış biri olan Mail Bey, avukatlık mesleğinin gerektirdiği üzere halkla daha da bütünleşmiş, halkın sıkıntı, sorun ve şikayetlerini iyice kavramıştır. Böylece aktif siyasete atılmaya karar vermiş, 1969′da yapılacak olan Genel Seçimler’de Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili aday adayı olmuştur. Her ne kadar (şimdilik) meclise girmek nasip olmamışsa da, o dönem Eskişehir’de dağıttığı bir broşür Büyükerman’ın parlak vizyonunu ortaya sermektedir: “…Cücüklenmiş soğanın üç liraya satıldığı memleketimizde, mehter takımının ardında, örtülü ödenekle çığırtkan yürütüp, (Kahrolsun komünizm) diye depindirmekle, komünizm önlenemez, daha çok bilmiyene de öğretilmiş olunur.”(1)
Bu, Halk Partisi’nin İnönü önderliğinde girdiği son seçimlerdi. Milli Şef’in hatalı politikaları sonucu Büyükerman meclise girememiş, ve kendini hayır işlerine adamıştır. Bugün Eskişehirilini ihya eden en önemli kişilerden biri durumunda olan Büyükerman, anaokulu, ilköğretim okulu, sağlık merkezi, devlete ait sağlık kuruluşlarına yardımlar gibi bir çok hayırda bulunmuştur. Ancak milletin Mail Büyükerman’a ihtiyacı vardı ve Türk siyasetinin büyük ismi Bülent Ecevit, 30 yıllık küçük inzivasından sonra Mail Büyükerman’ı siyasete çağırdı. DSP’nin Eskişehir Milletvekil Adayı olan Büyükerman, gazetelerin aday listelerinde adını yanlış basması gibi sabotajlarla durdurulmaya çalışılmışsa da(2), Eskişehir halkının sevgilisi olmuş bu zat, Meclis’e girmekte zorlanmamıştır. Onun adaylığıyla Eskişehir oylarının %33′üne ulaşan DSP, buradan iki milletvekili daha çıkarmıştır.
Siyasete fırtına gibi dalan Büyükerman memleketin bir çok sorununa parmak basmıştır.
Vatandaşın Dertleri
Büyükerman’ın en çok dikkat çektiği meselelerden biri eğitim sorunudur. “Güneydoğulu çobanlarla profesörler aynı konuma geldi” diyerek eğitmliliğin hakettiği değeri görmediğinivurgulamıştır.(3) Sözlerine “Atatürk Türkiyesi’nin kültürünü bunlar mı temsil edecek? Atatürkçülüğü bu çobanlar mı devam ettirecek?” diye devam eden Büyükerman, bu
tespitleri yüzünden büyük hücuma uğradıysa da söylemek istediklerini anlayanlar onun vizyonuna bir kez daha hayran kalmışlardır. O, hükümetlerin halka yeterli eğitim hizmeti veremediğini, bu yüzden de ülkemizin bir bölümünde yaşayan ve çobanlık mesleğiyle iştirak eden kimselerin cahil kaldığını söylüyordu.
Cehalet, hayatın her köşesine sinmişti ve Mehmet Mail Büyükerman, kendisini bu cehaletle savaşmaya adamıştı. Öpüşmek denen illet hastalık halkımızı esir etmişti örneğin, ve Büyükerman meseleye el attı. Bayramda elini öpmek isteyen çocuklara: “Hiç kimsenin elini öpmeyin, bu el öpme işini milletvekilleri oy almak için çıkardı. Erkek, erkeği öpmez. Erkekler ancak tokalaşır ve birbirlerine sarılıp kucaklaşırlar. Öpüşmeyle grip gibi bir çok hastalık bulaşır”(4)diyerek kamuoyunun dikkatini bu kritik meseleye çekti.
Cehaletin karşısında durmak için ise klavuzu, daha on yaşındayken tanışma şansına eriştiği Atatürk’tür. Her konuda Türk Milleti’nin başöğretmeni olan Mustafa Kemal Paşa hazretlerine benzemek ve onun ışığını gelecek nesillere taşımak için canla başla mücadele etmiştir. Bu iş için kaşlarına özel önem göstermiş, onları Atatürkçü çizgiye uygun hale getirmiş ve tüm gençlere böyle yapmalarını öğütlemiştir.
Üreme cehaleti de Büyükerman’ın bilge darbelerinden nasibini almıştı. Vatandaşın çocuğu yapıp yapıp sokağa salması şeklinde tebarüz eden bu cehaletin önünü almak için bir yasa taslağı hazırlayan Büyükerman, iki çocuğu olan bir erkeğin sperm kanallarını kapatmaması durumunda yirmi milyar lira vergi vermesini veya bir yıl hapis cezası almasını önermiştir.
Milli değerlerimiz de Mail Bey’in hassas olduğu konuların başında gelmektedir.(6) Meclis’in milli değerlerimize gereken hassasiyet göstermesi yolunda çalışmış, sadece bilgilendirme ve
aydınlatmayla kalmamış, aynı zamanda da milli şuuru geliştirmek için marşlar yazmıştır. Bunlardan birini de mecliste okumuştur:
“Mustafa Kemal’ler yetmişyedi yaşındalar. Yurdumuzda yükseldi kocaman fabrikalar. Barajlar, yollar, gökte bizim uçaklar. Cumhuriyet hepimizin, ta sonsuza kadar.”(7)
Mecliste halkı için kıyasıya mücadele eden Büyükerman, Süleyman Demirel’in görev süresinin bitmesiyle birlikte bu mücadeleyi Çankaya’ya taşımaya karar vermiştir. Bu uğurda partisiyle de ters düşen Mail bey, 1. Tur seçimlerde üç, 2. Tur’da ise iki oy almayı başarıp, bu kıyasıya mücadelenin ana unsurlarından biri olmuştur. Kendisi, memleketini aşan bir noktada olduğu için maalesef Köşk’e çıkamamıştır.
Mail’in Kadınları
Mail Bey, yakışıklılığıyla ün yapmış, arkadaşları tarafından Clark Gable Mail diye anılan bir insandır. Hal böyle olunca da kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşmıştır. Ancak kadınlarla yakınlaşmaları özel hayatının dışına pek yansımamıştır. Bir kaç olay dışında…
Mail Büyükerman, Hülya Avşar’ın sorusu üzerine beğendiği kadın tipini şöyle tanımlamıştır: “Kadın dediğin sırık gibi, kemik çuvalı olmamalı. Etli, butlu biraz da cilveli olmalı.” Aldığı bu cevaba “Şimdi de benim göğüslerime bakıyorsunuz” diye karşılık veren Avşar kızı, Büyükerman’dan gelen “Bakacağım tabii” cevabıyla adeta mest olmuştur. (8)
Mail Bey’in çekim alanına giren bir diğer güzel kadın ise Seyhan Soylu, nam-ı diğer Sisi’dir. Kader, bu ikiliyi bir TV programında buluşturmuştur. Bu karşılaşmadan inanılmaz şekilde etkilenen Büyükerman program bittikten sonra şunları söyleyecektir: “Sisi hanımefendinin transatlantik olduğunu çekimlerden sonra öğrendim. Hayret hiç de anlamadım” (9)
Büyükerman’ın son kadını ise, onun sadece gönül ilişkileri hakkında değil, bütün hayatı, siyaseti, zihniyeti ve dünyasının bir özeti gibidir. Bu yüzden Mail Bey’in hayatının aşkı hakkında yaptığı şu açıklamayla bu mütevazi biyografi denemesini tamamlamayı uygun buluyoruz:
(*) Kısa Biyografisi için tıklayınız.
(1) Milliyet, 02.06.1969, s.4. (Hasan Pulur’un makalesi)
(2) Milliyet, 26.02.1999, s.3 (Seçim 99)
(3) Milliyet, 09.12.1999, s16
(4) Milliyet 29.12.2000, s.14
(5) http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=1606516
(6) Tablo 1: Bu listede Sayın Büyükerman’ın Meclis’te gündem dışı olarak değindiği meseleler sunulmuştur. Görüldüğü gibi, biri hariç hepsi milli simgelerimiz ve tarihimizle alakalıdır.
(7) Marşın tamamını ve sayın Büyükerman’ın konuşmasını meclis tutanaklarından okumak mümkün.
(8) Milliyet , 23.11.2011, s.30






